Star Gazetesi : STRESE KARŞI OKSİJEN

Klinikte gençlik aşısının yanı sıra oksijen yüklemesi ve kan temizlemesi de yapılıyor. Bu yöntemlerle sağlığını kalıcı kılan starlar, ünlü Kleopatra Banyosu’yla gençliklerine gençlik katıyor…

OKSİJEN TEDAVİSİ:

Klinikte uygulanan önemli bir tedavi yöntemi de ‘Oksijen Tedavisi’. Sağlıklı yaşamak, genç kalmak ve uzun ömürlü olmak isteyenlerin, Hücre Terapisi ya da Chelat Terapisi’ne paralel olarak yaptırdığı Oksijen Tedavisi, insanın en doğal ve temel 3 ihtiyacından birini karşılıyor: Ekmek, su, oksijen.

Bilindiği gibi gıda yoluyla alınan enerji dışında insanın yaşaması için gerekli olan en önemli madde oksijen.

Oksijensiz yaşam düşünülemez. Bilimsel araştırmalara göre bir insan yemek yemeden 6 aya kadar yaşayabilir. Su içmeden 5-7 gün hayatta kalabilir. Ancak oksijen olmadan sadece birkaç dakika içinde ölüm gelir. Nefes aldığımız havadaki oksijen oranı ise yüzde 21 civarında.

STRES FAKTÖRLERİ: Günlük yaşam mücadelesi, iş yoğunluğu, mesleki ve ailevi sıkıntılar, endüstriyel olarak hazırlanan gıda ürünleri, çevre kirliliği, nikotin, alkol, kahve, kötü alışkanlıklar, yanlış yaşam biçimi ve hatalı beslenme, hareketsizlik, hastalık ve enfeksiyonların her biri başlı başına ayrı bir stres faktörü. Normal yaşlanma süreci de eklenince insan vücudunun oksijen ihtiyacı fazlalaşıyor. Nefes alıp vermenin dışında, enerjinin vücuttaki dağılımı, insanı zehirleyen atıkların arındırılması yine oksijenle gerçekleşiyor. Oksijen yetersiz olduğunda organ ve hücrelerin çalışması aksıyor. Oksijen yetersizliğini gösteren semptomların başında, baş ağrısı, bitkinlik, yorgunluk, çalışma gücünün zayıflaması, yaşam sevincinin azalması, erken yaşlanma, hayati önem taşıyan organların yıpranması geliyor. Oksijen yetersizliğinde damarlar, beyin, kalp, eklemler, omurilik ve akciğerlerde kireçlenmelerle fonksiyon bozuklukları meydana geliyor. Ve hastalıklar ortaya çıkıyor.

TEDAVİ YÖNTEMİ: Klinikte çeşitli oksijen tedavileri uygulanıyor. Hastaya bir maske ile talebi ve sağlık durumuna göre oksijen veriliyor. Vücudun daha fazla miktarda oksijen almasını sağlamak için bisiklet çevirtiliyor. Bu süre içinde kişinin vitamin ve mineral almasına özen gösteriliyor. Sürekli ölçülen tansiyon ve nabızla, vücuttaki gelişmeler izleniyor. Oksijen ve vitamin takviyesiyle vücutta düzenli bir dinçleşme kaydediliyor. Kür süresince doktor ve hastanın belirlediği sayıda oksijen tedavisi uygulanıyor.

OZON TERAPİSİ: Klinikte yine oksijen tedavisi kapsamında gerçekleştirilen ‘Kan yıkama’ uygulaması anında gözle görülür bir değişiklik sağlıyor. Bu tedavide hastadan her seansta 50 mililitre kan alınıyor. Şırınga ile alınan kan, özel bir sistemde, sadece bir kez kullanılan şişeler içine yavaş yavaş enjekte ediliyor. Serum şişesine benzeyen şişeye kan enjekte edilirken bol miktarda oksijen de veriliyor. Oksijen ve kan, aynı zamanda şişe içine yansıyan, ozonlaşmaya neden olan özel bir ışıkla kaynaştırılarak kanın daha fazla oksijen alması sağlanıyor. Özel şişede işlemi tamamlanan, oksijenle yıkanan kan, serum gibi damla damla hastaya geri veriliyor.

KISRAK SÜTLÜ BANYO: Alp Dağları’ndan gelen şifalı suyun kullanıldığı muhteşem havuz, yine şifalı sulardan oluşan ayak banyoları, dinlendiren saman banyosu, Türk hamam ve Fin saunasından oluşan muhteşem banyo ve ter atma odaları gençlik aşılayıp, dinlendiriyor. Klinik hamamında göbek taşı yerine her kişi için ayrı, ancak aynı etkiyi gösteren mozaiklerden hazırlanmış ısınma, terleme ve yumuşamaya yarıyan taştan yapılma şezlonglar bulunuyor. Klinikte rağbet gören ‘Kleopatra Banyosu’nda yıkanmak ise ayrı bir zevk. Çok görkemli, tek kişilik bir odada bulunan Kleopatra Banyosu’nda özel bal ve ‘Kısrak sütü’ ile banyo yapılıyor. Ballı kısrak sütü tüm bedeni dinlendiriyor, gözeneklerin temizlenmesini, cildin beslenip gerilmesini sağlıyor.

EN İYİSİ ROMA KÜRÜ: Alman Eczacılar Birliği kaynaklarına göre, ülkede bilinen 497 ayrı çeşit zayıflama ilacı ve zayıflama kürlerinin yapamadığını, Dr. Martin’in ‘Cura Romana’ (Roma Kürü) adlı rejim programı başarıyor. Protein ağırlıklı beslenme, vücudun kendi yağ eritme mekanızmasını harekete geçirme ve Dr. Martin’in özel olarak uyguladığı ‘HCG’ adlı aşı, en problemli bölgelerdeki yağları mum gibi eritiyor. Bu rejimde verilen kilolar bir daha alınmıyor, dolayısıyla ‘Jojo Etkisi’ görülmüyor.

BİYOLOJİK ZAYIFLAMA: Dr. Martin, günümüzün en büyük hastalıklarından biri olan şişmanlıktan kurtulmanın aslında ciddi bir sorun olmadığını söylüyor. Roma Kürü, tamamen biyolojik yöntemle zayıflatıyor. Roma’da yaşayan ünlü İngiliz doktor A. T. W. Siemons’un başlattığı ancak Dr. Claus Martin tarafından geliştirilip günümüz şartlarına uyarlanan kür, kişinin sağlığına zarar vermeden, organlarında hiç bir yıpranmaya yol açmadan, sağlık ve bağışıklık sistemini güçlendirerek kalıcı zayıflamayı öngörüyor.

AÇLIK ÇÖZÜM DEĞİL: Kilolu insanların çoğunun birkaç hafta ya da birkaç ay dayanıklık gösterip, perhiz yaparak kilo kaybetmeyi hedeflediklerini belirten Dr. Martin, ‘Bu rejimlerin büyük çoğunluğu insanın kendi kendine eziyet etmesinden, damak zevki ve keyfinden yoksun kalmasından başka bir işe yaramaz. Kısa süreli zayıflama yöntemleriyle özellikle yüz ve göğüslerde zayıflama meydana gelir, Sarkmalar başlar. Asıl yağların bulunduğu kalça, bacak, bel ve göbeklerde, yani problemli bölgelerde yağların erimediğinin görülmesi üzerine rejime küsülür. Eskisinden daha fazla yenilmeye başlanır. Atılan birkaç kilo, daha fazlası ile alınır. Az yemek, sadece sınırlı bir dönem içinde rejim yapmak soruna çözüm değildir. Disiplinli, bilinçli ve bilimsel uygulamalar dahilinde yapılacak rejimler ancak kalıcı olur. Doğrusu budur’ diyor.